Aşure Günü ne zaman 2016? Aşure Günü orucu ve Aşure Gününün fazileti

Hicri Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Aşura Günüdür. Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır.

Aşure Günü ne zaman 2016? Aşure Günü orucu ve Aşure Gününün fazileti Diyanet

Âşura Günü, Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. Günüdür. Aylar içinde Muharrem ayının ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Günü de diğer günlerden daha mübarek ve bereketlidir.

Fecr Suresinin ikinci ayetinde "On geceye yemin olsun" ifadesi Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu göstermekte.

Cenâb-ı Hak bu geceler adına yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bizlere bildirmektedir.

Bugüne "Âşura" denmesinin nedeni ise, Muharrem ayının onuncu gününe denk gelmesinden dolayıdır. Hadis kitaplarında ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmetini, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir, denilmektedir. İkramların neler olduğu şöyle belirtilmektedir:

1. Allah, Hz. Musa (a.s.)’a Âşura Gününde, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömerek bir mucize ihsan etmiş.

2. Hz. Nuh (a.s.)’ın gemisi Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.

3. Hz. Yunus (a.s.) Âşura Günü balığın karnından kurtulmuştur.

4. Hz. Âdem (a.s.)’ın tevbesi Âşura Günü kabul görmüştür.

5. Hz. Yusuf (a.s) Âşura Günü kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan çıkarılmıştır.

6. Hz. İsa (a.s.) Âşura Günü dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.

7. Hz. Davud (a.s.)’ın tevbesi o gün kabul görmüştür.

8. Hz. İbrahim (a.s.)’ın oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.

9. Hz. Yakub (a.s.)’ın oğlu Hz. Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.

10. Hz. Eyyûb (a.s.) o gün şifaya kavuşmuştur. (2)

İşte bu mübarek gün ve geceler, Asrı Saadetten beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Başka günlere nisbetle gerek ibadetlerini gerekse hayır hasenatlarını bugünlerde daha çok yapmışlardır. Çünkü, Allahü Tealanın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.

Âşura Gününde yapılacak olan ibadetler arasında ilk akla geleni ise, oruç tutmaktır.

Ehl-i Kitap olan Hristiyan ve Yahudiler tarafından da Muharrem ayı ve Âşura Günü, mukaddes sayılırdı.

Bir gün, Peygamberimiz Medine'ye hicretinden sonra, orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi. Allah Resulü, "Bu ne orucudur?" diye sordu. Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) da şükür olarak bugün oruç tutmuştur." dediler.

Bunun üzerine Allah Resulü de, "Biz, Musa'nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurarak o gün oruç tuttu ve tutulmasını da emretti. (3)

Yalnız ehl-i kitap arasında değil, Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.

Bu hususla ilgili olarak Hazret-i Âişe validemiz şöyle söylemektedir:

"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı." (Buharı, Savm: 69)

O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu. (4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.

Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.

Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:

"Ramazan'dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"

Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah'ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir" buyurdu. (5)

Yine Tirmizî'de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

"Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum." (6)

"Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur" (7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.

Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir" (8) demektedir.

Hangi günler oruç tutulması tavsiye edilmiştir?

Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.

Bu mânâdaki bir hadisi îbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.

Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.

Bir hadiste şöyle buyurular: "Her kim Âşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenâb-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder." (9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun için fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.

Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem'ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi îbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verdiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.

Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır, Yüce Allah'ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kaderi hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" haline dönüştürmek ehl-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.

1 Sahihi Müslim Şerhi, 6:140.
2 İbni Mâce. Sıyam: 31.
3 Müslim. Sıyam: 117.
4 Tirmizî, Savm: 40.
5 A.g.e., Savm: 47.
6 İbni Mâce, Sıyam: 43.
7 İhya, 1:238.
8 et-Tergîb ve't-Terhîb, 2:116.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Haber Scripti: Medya İnternet